Özel Arama

« Önceki |

7/4/2009

Biyografi: Dark Tranquillity

İsveç Death Metalinin en önemli isimlerinden biri olan Dark Tranquillity’nin temelleri 1989 yıllının başlarında vokalist Anders Friden, gitarist Niklas Sundin, ritim gitarist Mikael Stanne, bas gitarist Martin Henriksson ve baterist Anders Jivarp’ın bir araya gelip “Septic Broiler” adında bir trash metal grubu kurması ile atıldı.

İsim ve tarz değişikliğinden sonra grup hız kesmeden çalışmalarına devam etti ve 1991 yılında ilk çalışması olan “Trail of Life Decayed” albümünü çıkarttı. 1992 yılında ise “A Moonclad Reflection” adını verdikleri bir EP hazırladılar. Hazırladıkları bu EP, 1500 adet sattı. Grubun müziği, her ne kadar death metal olsa da, 80′lerden gelen klasik thrash müziğinin öğeleriyle gitar harmonilerinin karışımı gibiydi.

1993 senesinde grup “Skydancer” albümünü hazırlayıp piyasaya sürdü. Bu albümde Anna Kajsa Avehall vokallerde gruba eşlik etti. Albüm çıktıktan kısa bir süre sonra Anders Friden gruptan ayrıldı ve Mikael Stanne vokali üstlendi, gitarda oluşan boşluk ise Fredrik Johansson ile dolduruldu. Yeni kadro ile 1994 yılında “Of Chaos And Eternal Night” adlı EP’yi ve ardından 1995 yılında “The Gallery” albümünü yapan grup büyük beğeni topladı ve dikkatleri üzerine çekti. Skydancer’da daha çok Black Metal etkili ve ağır parçalar yazan grup, The Gallery’de tamamen özgün bir tarz yakaladı. Birçok hayranı tarafından grubun en beğenilen parçası olarak görülen Lethe de bu albümde yer aldı. Grubun enstrümanlarındaki hâkimiyetinin ve beste kabiliyetinin Skydancer’a göre oldukça gelişme gösterdiği albüm, Melodik Death Metal tarihinin en önemli albümlerinden biri oldu ve birçok Dark Tranquillity hayranına göre albüm grubun hala en iyi eseri.

The Gallery kayıtları sırasında gruptan ayrılan şu anki In Flames vokalisti Anders Friden’in yerine geçen Mikael Stanne, yaptığı başarılı vokaller ile grubun başarısını oldukça etkiledi. The Gallery’den sonra kurucu elemanlardan Niklas Sundin hem bestelerde hem de grubun kapak tasarımlarıyla ilgilenmeye başladı.

 

Metal dünyasında başarısını sürdüren Dark Tranquillity 1996 senesinde yeni bir albüm için kollarını sıvadı ve “The Mind’s I” isimli albümünü piyasaya sürdü. Bu albümde Andres Friden, Michael Nicklasson ve Sara Svesson misafir vokalist olarak yer aldı. Albüm özellikle güçlü vokal kadrosuyla gruba yine başarıyı getirdi.

Üç senelik bir bekleyişin ardından grup 1999 yılında “Projector” isimli yeni albümlerini çıkarttı. Ancak bu albümde tarzının biraz dışına çıkan Dark Tranquillity parçalara elektronik müzikler kattı. ilk başlarda bazı fanlar tarafından yoğun eleştiriye tutulsa da, Projector grup üyelerine göre “zamanın ötesinde bir albüm” oldu. Albümün içerdiği elektronik elementler ve Stanne’nin temiz vokali nedeniyle, ilk başlarda “yumuşama” iddialarıyla karşılaşan albüm, daha sonra grubun en iyi albümlerinden biri olarak görülmeye başlandı. Grup bu albümden sonra tekrar bir kadro değişikliğine gitti. Johansson gruptan ayrıldı ve Michael Nicklasson bas gitarist, Martin Brändström klavyesi olarak gruba katıldı. Martin Henriksson ise gitara geçti. Ve bu yepyeni kadro ile 2000 yılında “Haven” albümünü çıkarttı. Bu albüm de grup elektronik öğeler kullanmaya ve klasik death metal tarzından uzaklaşmaya devam etti.

 

Bir sonraki albümleri olan “Damage Done” ‘yi 2002 senesinde çıkartan Dark Tranquillity bu albümle tam olarak köklü bir geri dönüş olmasa da eski müziklerini andıran bir tarz kullandı. İlerleyişini 2004 yılında piyasaya sürdükleri “Character” albümüyle devam ettiren grup, müzik eleştirmenlerinden de geçer not aldı. Ayrıca 2004 yılında çıkardıkları “Exposures - In Restrospect and Denial” adlı derleme albümüyle canlı performanslarını, “Trail of Life Decayed” ve “A Moonclad Reflection” demolarının ses kalitesi yükseltilmiş versiyonlarını ve daha önce yayınlanmamış parçalarını dinleyicileriyle paylaştılar. Suskunluğu fazla sürmeyen grup 23 Nisan 2007′de son albümleri olan “Fiction” u yayınladı, yine bu albümleriyle dinleyicilerinden büyük övgü aldılar. Son albüm çalışması için Mart 2008′de stüdyoya girdiklerini YouTube’deki resmi Dark Tranquillity kanalından bir video ile açıklayan gruba 19 Eylül’de Soilwork’un eski gitaristi Daniel Antonsson katıldı.


Grup Elemanları:

Mikael Stanne - Vokal (1994′ten beri), Gitar (1989−1994)
Martin Henriksson - Gitar (1998′den beri), Bas Gitar (1989−1998)
Niklas Sundin - Gitar (1989′den beri)
Anders Jivarp - Davul (1989′den beri)
Martin Brandström - Elektronik, Klavye (1998′den beri)
Daniel Antonsson - Bas Gitar (2008′den beri)

Eski Elemanlar:
Anders Fridén - Vokal (1989-1993)
Fredrik Johansson - Gitar (1993-1998)
Michael Nicklasson - Bas Gitar (1998-2008)

Konuk Müzisyenler:
Anna-Kajsa Avehall (Skydancer)
Eva-Marie Larsson (The Gallery)
Sara Svensson (The Mind’s I)
Johanna Andersson (Projector)
Nell Sigland (Fiction)

Albümler:
1989 - Enfeebled Earth (Demo)
1991 - Trail of Life Decayed (Demo)
1992 - A Moonclad Reflection (Demo)
1992 - Tranquillity (Kaset Yayın)
1993 - Skydancer
1995 - Of Chaos and Eternal Night (EP)
1995 - The Gallery
1996 - Enter Suicidal Angels (EP)
1997 - The Mind’s I
1999 - Projector
2000 - Skydancer/Of Chaos and Eternal Night (Yeni Basım)
2000 - Haven
2002 - Damage Done
2003 - Live Damage (Konser Kaydı)
2004 - Exposures - In Retrospect and Denial (Konser Kaydı/Derleme)
2004 - Lost to Apathy (EP)
2005 - Character
2007 - Fiction

7/4/2009

New Moon Kitap Tanıtımı




İkinci kitap New Moon (Yeni Ay) ile beraber olayların kurgusu da daha bir derinlik kazandı. Kasaba hikayesi olmaktan çıkarak vampir mitlerine hatta İtalya’ya kadar uzandık. Twilight filminde Edward’ı canlandıran Robert Pattinson’ın da favori kitabım dediği New Moon’da karakterler arasında öne çıkan yeni bir isim var bu sefer: Jacob Black. Serinin fanlarını Jacob Team ve Edward Team olarak ikiye bölen bu kitabın sinema versiyonu için sözleşmenin kesinleştiği oyuncuların ağzından duyuruldu bile.

Mart ayında çekimlerine başlanması beklenen filmde yapımcı doğru bir karar vererek yönetmen değişikliğine gitmiş. Twilight filminde izleyenlerin eleştirilerine maruz kalan karakterleri iyi işleyemediği söylenen Catherine Hardwicke üzülmüş olsa gerek. Herkesi endişelendiren başka bir konuda Edward’ın ikinci kitapta çok az gözükmesi. Bu sebeple senaryoda bir takım değişiklikler söz konusu olacakmış.

Filme sadece Edward Cullen’i canlandıran Robert Pattinson’ı görmek üzere gidenlerin sayısı bir hayli fazla olduğundan olayların bir kısmı kitabın aksine Edward Cullen’in bakış açısından aktarılacakmış. Açıkçası kitabın hayranlarının bu duruma pek tepki göstereceğini düşünmüyoruz. Çünkü Anna Rice için Lestat neyse Twilight serisi için de Edward o demek. Sadece 35 milyon dolara çekilen buna rağmen 200 milyon dolar hasılat yapan Twilight tabi ki pek çok sahnede görsel açıdan yetersiz kaldı. Fakat gözüken o ki fenomene dönüşmesiyle beraber New Moon için kesinlikle masraftan kaçınılmayacak.

7/4/2009

Twilight Kitap Tanıtımı





Yüz yaşındaki vampir sıradan bir insana gönlünü kaptırır. Kız da onu sever ve ardından olaylar gelişir. Tanıdık bir hikaye aslında özellikle Buffy the Vampire Slayer ile büyüyen nesil için neredeyse tekrar niteliği taşıyor. Pek çok yerde Twilight serisi anlatılırken bu çerçeve içinde tanıtılmakta. Halbuki olaylar biraz daha farklı bu sefer. Stephenie Meyer faktörü var işin içinde.

2003 yılında seriye adını veren Twilight’ı (Alacakaranlık) yazmaya karar verdiğinde olayın bu kadar büyüyeceğini tahmin ediyor muydu, bilinmez. Ama şu bir gerçek ki Twilight kitapları dünya çapında best-seller olmakla kalmadı. Müzikten, sinemaya, neredeyse yaşamın her alanında kendini gösteren bir gençlik fenomeni haline geldi. Mesela romanın geçtiği yer Washington’ın küçük yağmurlu kasabası Forks Twilight turizminin kalbi oldu.

Twilight temalı müzik grupları, internette dolaşan sayısız fan videoları hepsi bir kenara serinin karakterlerine aşırı bir bağlılık var. Öyle ki fanlar kitapları bitirse de, karakterlerin içinde olduğu kendi fan fiction hikayelerini yazıyor ve bunu internet üzerinden binlerce insanla paylaşıyorlar.

İlk olarak Amerika’da 2005 yılında okuyucularla buluştuğunda Twilight o kendine has kasvetli havasıyla o kadar çok beğenildi ki yılın en iyi kitabı sıfatına bile layık görüldü. Karakterlerle ilk tanışmamız niteliğindeki bu kitapla beraber vampir edebiyatı da yeni bir kült edindi: Edward Cullen.

Kitaptaki tasvirlere göre yunan tanrıları edasında boya posa endama sahip ve bir o kadar cool, romantik, düşünceli..Kısacası Edward karakteri bir genç kızın isteyeceği her şeye sahip. Öyle ki kitabı okuduktan Edward Cullen karakteri için sayısız fan sitesi ortaya çıktı hatta Edward aşkı o kadar ileri gitti ki kitabın diğer karakterleri Bella Swan ve diğerleri gölgede kaldı.

Tabii ki bu durum okurların yarıdan fazlasının bayan olmasındaki en büyük etken. Milyonları aşan satış rakamları ve o yıl elde ettiği “international best seller” sıfatıyla 27 dile çevrilen Twilight’ın getirdiği bu büyük başarıdan sonra ikinci kitabın gelmesi hem okuyucu hemde yazar için artık farz olmuştu

7/4/2009

Eclipse Kitap Tanıtımı




Geçtiğimiz günlerde Türkçeye çevirilen üçüncü kitap Eclipse (Tutulma) 2007’de çıktığında malesef ilk iki kitap kadar iyi eleştiri alamadı. İsminden de fark edilebileceği gibi olayların durulduğu bir geçiş dönemini anlatıyor. İlk iki kitaptaki sürükleyicilikten eser olmaması eleştirmenlerin Stephenie Meyer’in kendisini tekrar ettiği suçlamalarıyla birleşince Eclipse romantik yönü ağır basan ortalama bir kitap oluverdi. Bella’nın gel-gitlerini okurken ilk iki kitaptaki kurguyu o kadar arıyosunuz ki… Yine de fanlar için Eclipse serinin elden düşmeyecek bir parçası. Her ne kadar fazlaca uzun diyaloglara ve hikaye anlatımlarına sahne olsa da sayfaları hızla çevirmemek elinizde değil.

Geçtiğimiz Ağustos ayında Harry Potter fenomenini aratmayan gece yarısı törenleriyle Amerika’daki kitapçılarda satışa sunulan serinin son kitabı Breaking Dawn henüz Türkçe’ye çevirilmedi ve kalınlığına bakılırsa daha da zamanı var. Kitabı üçe bölerek anlatmayı tercih etmiş Meyer. İlk üç kitapta olayları hep Bella’nın bakış açısıyla tanık olurken burada “Jacob Black Olmak” ile devreye yeni bir bakış açısı giriyor. Anlatım tarzı açısından açıkçası bu yöntem epey hoşuma gitti. Keşke diğer kitaplarda da bu bakış açısı ayrımına başvursaydı diye düşünmeden edemiyor insan. 4. kitabın belkide tek güzel yönü bu.

İlk üç kitabın film anlaşması yapılmışken Breaking Dawn için henüz ses seda çıkmadı. İçeriğinin fantastik öğelerinden ötürü olmalı. Yinede gereksiz uzatmalara rağmen “The End” yazısını görünce hafif bir burukluk yaşıyor insan. İlk gününde 1.3 milyon gibi rekor bir rakam elde etmesi ne yazık ki onu kötü eleştirilerden koruyamadı. Breaking Dawn eleştirmenlerin gözünde Eclipse’den öteye gidemedi, hatta daha da kötülendi. Özellikle kitaptaki bazı bölümler Stephenie Meyer kendi sonunu hazırladı gibi yorumları getirdi. Pek çok sürprizle karşılaşmak mümkün kitabı okurken.. Bazen keşke 3. kitapla bitseydi, ticari kaygılar yüzünden seriyi gereksiz uzatmasaydı diyor insan.

3/4/2009

Dokuz Canlı Edward (Les neuf vies d’Edward)-(kitap)




Dokuz canlı Habeş kedisi Edward, Nefertari’nin yanında Bastet kültü döneminde yaşar, bir şövalyenin giysileri arasında Haçlı seferine katılır, Halley Kuyrukluyıldızı’nın geçişine tanıklık eder, 1. Dünya Sergisi’nin açıldığı dönemde Londra’da bir Fransız başaşçının kedisidir, sevgili Rachel’in yanında Alman işgalini görür, İstanbul’da balık pazarında yiyeceğini tezgâhlardan aşırır, XV. yüzyılda sahibesi cadıyla birlikte yakmaya çalışırlar onu. Bir gemide Sebastian Morin’le yaşar.
Şimdi dokuzuncu canında, krema, domates ve gül kokan Delphine’in yanında… Dokunduğu insanların düşüncelerini anlayabilen Edward, Delphine’i tehlikelerden koruyabilecek mi? Sevgili seçimindeki isabetinden kuşku duyduğu Delphine’in mutlu olmasını sağlayabilecek mi?
Polisiye örgüsünde aşk, bir tutam gastronomi, tarih, kokular, Edward’ın o tuhaf ve tüysüz büyük kediler hakkındaki sadık, ama berrak düşünceleri…

Kitap Künyesi

Yazar: Chrystine Brouillet
Yayınevi: Doğan Kitapçılık
Çeviren: Ali Cevat Akkoyunlu
Sayfa Sayısı: 246
Türü: Roman aşk/macera

Arkadaşlarım

Bağlantılarım

Blogcu ile yapıldı